1960 ihtilali ile kapatılan Demokrat Parti (DP) ile aynı kaderi paylaşan ve 12 Eylül sonrasında münfesih sayılan Adalet Partisi’nden (AP) sonra kurularak aynı çizgi ve frekansta yer alan Doğru Yol Partisinde ki (DYP) çalkantılar, Türk siyasi yaşantımızda hafızalardan silinmeyecek izler bıraktı yıllar yılı. Elbette ülke genelinde yaşananlar boyutu bakımından uzun araştırmalara konu olacak şekilde gelişti. Özellikle, Süleyman Demirel’in 9. Cumhurbaşkanı olmasından sonra Genel Başkanlık koltuğuna oturan Prof. Dr. Tansu Çiller ile yaşadıkları yazılı ve görsel basını sürekli meşgul etti. Halen dahi üzerinde durulması gereken vakıalar olarak dikkatleri çekiyor.
Çiller’in genel başkan olduktan sonra Süleyman Demirel ile arasında oluşan ihtilafın neticesinde eski genel başkanlarının parti içerisinde ki hakimiyetini kırmak ve izlerini silmek amacıyla başlattığı atak ve faaliyetler, zaman zaman gecekondularda yaşanan yıkım ekiplerinin çalışmalarını andırır bir hal aldı. İşte o noktalarda DYP parti içi kavgaları ile gündemden düşmedi.. Üstüne üstlük bir de “gaf” lar işin içine karışınca, bu partide trajik ve aynı zamanda komik hadiseler basının dilinde tefrikası yıllar sürecek malzeme oldu.
Ülke siyasetinde yaşananların yanında mahalli yönetimlerde de aynı paralellikte olaylar daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Başkentte veya İstanbul’un sırça köşklerinde hazırlanan teoriler Anadolu gerçeğinden ne kadar uzaklaştıkça işler daha çok sarpa sarıyordu. Teşkilatların yaz boz tahtasına dönmesi, demokratik temayüllerin yerini bir gecede fesih edilen yönetimlerin yerine yenilerinin sabaha karşı atandırılmasıyla halkın ilgi ve alakasını başka platformlara yönlendirmişti.
Romanlık hadiseler derecesinde ki gelişmeler kamuoyu tarafında ibret ve ilgi ile takip edildi. Halen dahi süren bu çalkantılar belli ki bu partinin kaderi oldu.
İşte bu noktada gazetecilik dürtüsü ile yaşamımızın içinde sürekli izlediğimiz ve bir dönemde yönetici olarak içinde bulunduğumuz DYP’nin romanını yazmak hasıl oldu ister istemaz. Notlarımızı alıp, bu romanın hikayelerini birleştirip iskeletini ortaya çıkardığımızda 18 yıllık bir siyasi oluşumun portresi çıktı karşımıza... Ki bu portre yazımızın ana konusunu oluşturmaya ve başlığına aday oldu adeta...
“DYP’de tarih tekerrür ediyor”
Evet gerçekten bu başlık konunun özüne uymuştu. Yaşananlar, dönen dolaplar, fesihler, atamalar, nutuklar, mağdurlar, mağrurlar... Farklı zamanlarda farklı kişilerle oynanan bir tiyatro oyunu gibi idi.
Gerçi hangi siyasi partide yaşanmıyordu ki... Böylesine hadiseler az da olsa en sakin gözüken siyasi kurumların içerisinde bile vukû buluyordu. Ancak bir gerçek vardı ki her zaman farklı olmayı kendine hedef seçen DYP’de ki durum biraz daha değişik işliyordu.
Parti içi demokrasiyi diline sakız eden bir partinin genel başkanlarının maalesef söyledikleri ile fiiliyatta ki uygulamaları bir birine uymuyordu.
Şimdi zaman dilimlerine ayırarak DYP’de ki gelişmelere göz atalım...
DYP kuruluyor
12 Eylül tüm siyasi partiler de olduğu gibi Adalet Partisi’ni de kapatmıştı. Askeri harekat olduğunda il başkanı Av. Mehmet Ali Güney idi. Milliyetçi ve Muhafazakar bir yapıya sahip bulunan Güney gençliğinde verdiği avantaj ile gelecek vaat ediyordu. Ancak 12 Eylül onunda ideallerini duraklamaya almıştı. 1982 anayasasından sonra kurulan siyasi oluşumlar içine siyasi yasaklı olmasından sonra katılamadı.
1984 yılında Süleyman Demirel’in el altından kurdurduğu Doğru Yol Partisi’nin Giresun teşkilatlarını münfesih AP’nin son il başkanı olarak o yapılandırıyordu. AP içerisinden yakın dostu Hikmet Salih Öner’i il başkanlığına teklif eden Güney kısa zamanda ilçe teşkilatlarını da oluşturdu.
Kuruluş aşamasında her şey süt liman; birlik ve beraberlik ön planda idi. Tek amaç DP’den başlayan ve AP ile devam eden misyonun devamı idi. Gerçi; 4 eğilim üzerine kurulduğunu iddia eden Turgut Özal’ın Anavatan Partisi zaman zaman DP’nin misyonuna sahiplense bile, AP’nin son genel başkanı 7 kez iktidar olmak için kolları sıvamıştı. Siyasi yasakların kalkması için başlatılan kampanya ve referandum Demirel’in ilk zaferi oldu.
Turgut Sera Tirali vakası
Giresun’da olduğu gibi, ülke çapında da hızlı teşkilatlanma gerçekleştirilmişti. ANAP karşısında bir varlık gösteremeyen Milliyetçi Demokrasi Partisi’nin (MDP) karşısına gerçek bir rakip çıkmıştı. O da DYP idi. Kuruluşundan sonra meclis gurubu kurulması ilk hedefti. Demirel MDP’ye el atmıştı. Mutlak şekilde TBMM gurubunun kurulması gerekiyordu. İlk geçecek 20 milletvekiline ise bulunduğu illerde yapılacak ilk genel seçimde ise liste başından milletvekilliği vaat ediyordu. MDP’nin Giresun listesinden 1983 seçimlerinde seçilen Turgut Sera Tirali Demirel’in ışığına ilk yanıt verenlerden oldu. Zira gelecek dönemde de milletvekilliği arzulayan Tirali, kapağı DYP’ye atmıştı.
Güney’e ilk darbe!
1987 seçimlerine gelindiğinde sıralama günler öncesinden belliydi. Birinci sırada zor günlerde Demirel’i ve misyonunu yalnız bırakmayan Mehmet Ali Güney bulunuyordu. Güney önderliğinde ki doğru yolcular büyük bir oy patlaması bekliyorlardı. Ancak listelerin açıklanmasına çok az bir zaman kala Tirali, Demirel’e verdiği sözü hatırlatarak ilk sıraya oturmuştu. Bu olay Giresun’da sansasyon yarattı. Ancak olan olmuştu.
Doğan Köymen istifa ediyor...
Liste açıklandığında DYP Giresun teşkilatı tepkide geç kalmadı. Mehmet Ali Güney ile Doğan Köymen tepkilerini göstermek için milletvekilliği adaylığında istifa ettiler. Hatta Doğan Köymen daha da ileri gitti... Amcasının oğlu olan ANAP’lı Yavuz Köymen’in karşısına maddi ve manevi gücünü koyarak ortaya çıkmıştı. Şok liste onu 2. aşamada partisinden istifaya kadar götürdü.
Mehmet Ali Güney ise kurulmasında büyük emek verdiği DYP’ye seçim atmosferine girildiği ortamda fazlaca zarar verilmesini önlemek için istifasını geri aldı... 2. sıradan seçime girdi. Ancak merkez ilçe başta olmak üzere bir çok teşkilat seçim zamanında da tepkilerini gösterdiler. DYP ilk girdiği seçimde Türkiye ortalamasının çok altında kalarak adeta Giresun’da hezimete uğradı. Ne Tirali ne de Güney seçilebilmişti.
DYP tekrar toparlanıyor
Seçimlerden sonra ne Giresun’a ne de partiye uğrayan Tirali’nin Giresun’da ki DYP’lilerle kurduğu zoraki ilişki doğal olarak sonuçlanmıştı. Ancak biri vardı ki kendini ve partisini çok çabuk toparladı. Av. Güney seçimelrden sonra birlik ve beraberliği bozulan partiyi eski konumuna kavuşturmak için arkadaşları ile birlikte 2. kez kolları sıvadı. Yapılan ilk olağan genel kurulda il başkanlığına tekrar aday olarak il başkanı seçilmişti. Zorlu bir maraton kendini bekliyordu. Kısa zamanda beklentilere cevap vererek ANAP’ın Giresun’da en güçlü olduğu dönemde maddi ve manevi baskılara rağmen DYP’yi ayağa kaldırmayı sağlamıştı. Zor olan başarılmıştı.
Güney’e 2. darbe
Yaklaşık 4 yıl geride kalıyordu. Yaraları sarılan DYP, ANAP’ın başarısızlıkları karşısında halk tarafından umut olmuştu. 1991 seçimleri yaklaştığında DYP’de ki siyaset yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Doğru Yol’un ülkede büyük bir oy patlaması yapacağı ve ANAP efsanesinin biteceği konuşuluyordu. Teşkilatlar vefakar ve cefakar il başkanları Mehmet Ali Güney’i bu defa milletvekilliği sıralamasında başta görmek istiyorlardı.
Topal Osman’dan beri, Ankara’nın siyaseti Giresun’a uyum sağlayamadığından başkentteki genel merkezlerin aldığı kararlar geçerli oluyordu. DYP’liler gireceği 1991 genel seçimlerinde 2. şoku yaşıyordu.
Prof. Dr. İlhan Özdemir liste başı olurken, o sıralar Hüsamettin Cindoruk ile yakın dostluğu bulunan ve sosyal demokrat bir ailenin ferdi olan Giresunspor’un eski Başkanı Yavuz Selim Başar 2. sıraya oturuyordu. Mehmet Ali Güney’in ise geçen seçimlerde ki sıralaması bir aşağıya daha kayıyordu. 3. sıraya Güney getirilirken, Mehmet Yaraman’ın ağabeyi olan TOBB Genel Sekreteri Metin Yaraman 4. oluyordu. Giresun’da ki siyaseti iyi hesap edemeyen DYP genel merkezinin merkez ilçenin adayları Güney ve Yaraman’ı ikinci plana atınca yaklaşık bin oyla 2 milletvekilliğini, Ergun Özdemir’in tercihli oyları ile ANAP’a kaptırıyordu.
Özdemir-Yılmaz kavgası gün yüzüne çıkıyor
Seçim biteli pek uzun zaman olmamıştı. Hala seçim zaferi ve mağlubiyetinin konuşulduğu bir ortamda seçim öncesinde ortaya çıkmayan Mesut Yılmaz ve Ergun Özdemir ihtilafı 4 ay sonra gün yüzüne çıkıyordu. Bu arada DYP-SHP koalisyon hükümeti kurulmuştu bile. İhtilafın yansıması sonucu, Özdemir seçimlerden sonra ilk kez muhalefete düşen partisi ANAP’tan istifa ederek iktidar partisi DYP’ye geçmişti bile. Dr. Özdemir’in geçişi esnasında, “Giresunlu bana hizmet için tercih kullandı. Bende bu tercihin bedelini en iyi şekilde ödemem gerekir” diyordu. Bu geçiş DYP Giresun teşkilatlarının görüşü alınmadan Genel Başkan Süleyman Demirel ile Ergun Özdemir arasında oluşmuştu.
Ergun Özdemir DYP’ye adım atıyor
Ergun Özdemir’in DYP’ye geçişi o dönem tam bir bomba etkisi yaratmıştı. Dr. Özdemir’in DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel ile sıkı dostlukları bulunuyordu. Mehmet Yaraman başkanlığında ki il yönetimi Ergun Özdemir partiye geçtikten sonra kongre startı vererek ilk parti içi seçimlerini yapacaktı. Örgütçülüğü ile tanınan ve mücadeleci bir yapıya sahip olan kurt politikacı il başkanlığına tekrar aday olacağını günler öncesinden açıklayan ve ilçe kongrelerini bizzat yapan Güney’in ekipleri karşısına listeler çıkarıyordu. Ancak bir çoğunda başarılı olamamıştı. İl genel kurulu zamanı gelip çattığında Özdemir, Güney’in listesinin karşısına DYP kurucularından Cevat Elmalı’yı aday gösteriyordu. Ancak ilçelerde ki hezimet il seçimlerini de yansımıştı. Mehmet Ali Güney rahatlıkla il başkanı oluyordu. Bu kongre ile Güney ile Özdemir arasında resmen bir ihtilaf söz konusu idi artık. Bir süre sonra da Özdemir il ve ilçe teşkilatlarını genel merkez kararı ile fesih ettirerek kendine yakın isimlerden yeniden yapılandırmıştı.
Bilahare de Özdemir muhalifleri çeşitli gerekçelerle disiplin mekanizması ve istifalarla partiden uzaklaştırılıyordu.
1992’den 1998’e kadar DYP Giresun teşkilatları Ergun Özdemir ile zoraki de olsa uyumu yakalamışlardı. Rahatsız olan veya rahatsızlıklarını da dışarı vuran ilçelerde yok değildi hani. Buna rağmen zaman içerisinde Özdemir kimini ikna etmiş, kimine de “demokrasinin gereğidir” diyerek katlanmak zorunda kalmıştı... Parti içerisinde kavga olsa bile, “Kol kırılır yen içinde kalır” misali bazı şeyler dışarı sızdırılmamaya çalışılıyordu. Taa ki Rasim Zaimoğlu’nun Ergun Özdemir gibi Mesut Yılmaz ile ihtilafa düşüp soluğu DYP’de almasına kadar.
Zaimoğlu’da DYP’ye geçiyor
Kamuoyu araştırmalarında büyük oranda oy kaybına uğrayan ANAP Giresun’da eskisi gibi değildi. 1983, 1987 ve 1991 seçimleri sonucu itibariyle ANAP’ın kalesi olarak görülen Giresun her geçen seçimde bu özelliğini yitiriyordu. Kan kaybediyordu. Erken genel seçimde ufukta görülmüştü. O ara Giresun’da konuşulan tek kelime Zaimoğlu’nun ihtilaflı bulunduğu Mesut Yılmaz ve Giresun teşkilatlarını hakimiyetlerinde bulunduran Burhan Kara’yı aşıp listeye giremeyeceğiydi.
Zaimoğlu, rahatsızlığını çeşitli bahanelerle her platformda dile getiriyordu. Çiller’lerin İstanbul’da ki yalısında ki görüşmesinin basın yayın kuruluşlarınca ortaya çıkarılması ile Zaimoğlu için adres beli olmuştu.
Özdemir 7 delege ile GİK’e girince
1995 genel seçimlerinde DYP’den ilk kez aday olarak çok rahat bir şekilde milletvekili seçilen Özdemir DYP’nin Giresun’da seçilmiş ilk vekili unvanını alarak parti içerisinde önemli adımlar atmıştı. Seveni olduğu kadar sevmeyenleri de vardı elbette. Özellikle, DYP üst yönetiminden bazı isimler açıktan olmasa bile Ergun Özdemir ismine her fırsatta muhalefet ediyorlardı. Zira, bir dönemin ülkücü ve MHP’li reislerinden, 1980 sonrasının ANAP kurucu il başkanı ve Giresun’un medyatik milletvekili ele avuca sığmıyordu.
Özdemir parti içerisinde onca muhaliflerine rağmen 7 delege ile 70 delegesi olan İstanbul gibi büyük kentlerin milletvekillerini geride bırakarak, 1991 milletvekili genel seçimlerinde gösterdiği performansının bir benzerini kısa adı GİK olan Genel İdare Kurulu seçimlerinde göstermişti. Giresun milletvekili en fazla oyu alan 2. isim olarak GİK’e giriyordu. Örgütlü çalışması ve prensipleri adeta yolları açıyordu ancak dikkatleride üzerine toparlamaktan geri kalmıyordu. Başka bir partiden gelmesine rağmen GİK üyeliği ile birlikte konumunu sağlamlaştıran Özdemir’e karşı olan muhalefet cephesi el altından büyüyordu. Bunların başında Karadeniz’de her zaman tek olmayı amaçlayan ve bunu her dönem sürdüren partini teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısı Hasan Ekinci çekiyordu.
Mehmet Sağlam Vakası
Hatta bazı il yönetim kurulu ile birlikte Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam’ı makamında ziyaret eden Ergun Özdemir’in burada ki çıkışı parti üst yönetimine kadar şikayet konusu olmuştu.
Özdemir, il yöneticileri olduğu halde Milli Eğitim Bakanını ziyareti esnasında Giresun’da yapılması gereken hizmetlerle ilgili bir sayfa dolusu liste verince olan olmuştu. Bakan, “Ergun bey, daha görevimize yeni başladık. Bunların hepsini Giresun’a yaparsak hizmet alamayan vilayetler başımıza biner. Bizi zor durumda bırakırsın” dediğinde Giresun Milletvekilinin bakanın elinde ki listeyi ani bir hareketle kaptığı gibi, il yöneticisi arkadaşlarına, “Hadi kalkın gidiyoruz. Ben bunları yaptırmasını biliyoruz. Sayın Bakan sen istersen yap... Ben Giresun milletvekiliyim, elbette istediklerim Giresun için olacak, bana ne başka vilayetlerde” dediği konuşuluyordu.
Bakan Sağlam’ın vekil Özdemir’in elinden listeyi alıp, “Ya Ergun kardeşim, sen ne dedinde biz yapmadık” dediği o dönem DYP kulislerinde konuşulmuştu. DYP milletvekilinin bu hareketi Genel Başkan Çiller’in YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) Başkanlığından emekliliğini istetip milletvekili yaptığı ve vitrin olarak kamuoyuna sunduğu Mehmet Sağlam hoca’ya yapınca, “Bu kadarda olmaz” dedirtmişti.
Giresun’a hizmet Ekinci’yi zora sokuyor
Diğer yandan Bütçe Plan Komisyonundan Giresun için bir çok hizmetin çıkması Karadeniz’de en büyük olamama fobisi bulunan Artvin Milletvekili ve Teşkilat Başkanı Hasan Ekinci’yi zora sokuyordu.
Ergun Özdemir’in komisyonun üyesi olmasının verdiği avantajı çok iyi kullanarak şahsi önergelerini kanunlaştırarak Giresun’a bir çok hizmet çıkarması elbette Karadenizli Hasan Ekinci’yi de seçim bölgesinde zora sokuyordu. Dr. Özdemir bunun farkındaydı. Hatta bir defasında teşkilat başkanı ile arasında oluşan gergin ortamı yumuşatmak için bazı açılış ve temel atma törenleri için Giresun’a davet etmesinde yaşananlar gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya seriyordu.
Rahmetli İlhan Özdemir’in gayretleri ile yapılmasına karar verilen ve Ergun Özdemir sayesinde temeli atılan Teyyaredüzü mahallesinde ki 300 yataklı bölge hastanesinin(Kaba inşaatı önemli ölçüde yapılmasına rağmen) temel atma töreninde Hasan Ekinci projenin büyüklüğü karşısında duygularına hakim olamayarak, “Ergun bey, bu ne büyük proje... Ne gerek vardı. Siz belki bunun bitişini göremezsiniz neden gerek duydunuz buna” dediği konuşuluyordu.
Özdemir’in Ekinci’ye karşı yumuşatma çalışması sonuç vermemişti anlaşılan... Hasan Ekinci’nin gözünde Ergun Özdemir sıkıntısının bir şekilde aşılması gerekiyordu. Genel başkan Tansu Çiller ile zaman zaman restleşme ve gelişen bir çok olay sadece işin cabasıydı. Özdemir’in ele avuca sığmaz tavırları Çiller’leri bile düşündürüyordu.
Hatta Giresun teşkilatları içinde bazı muhalifler ve potansiyel milletvekili adayları gelecek hesapları ile Özdemir’e karşı başlattıkları muhalefet cephesini genişletiyorlardı.
Ekinci Zaimoğlu’nu kurtarıcı görüyor
İşte bu noktada kimine göre ANAP’ta listeye girememe korkusu, kimine göre ANAP’ın artık 2. milletvekilini dahi çıkaramayacağı düşüncesi, bazılarına göre de hizmet etme aşkı ile yanıp tutuştuğu söyleniyordu... Bir kesimde Ergun Özdemir zırhını aşması beklenen ve kısa bir süre önce ANAP’tan istifa eden Rasim Zaimoğlu’nu kurtarıcı gözüyle görüyordu. Ergun Özdemir’in karşısına Zaimoğlu çıkartılarak dizginlenecekti.
Aslen Artvinli olan, uzun zaman önceleri ailesi Tirebolu’ya gelerek yerleşen Zaimoğlu’nun partiye geçişte en büyük destekçisi de her fırsatta hemşehrim dediği Hasan Ekinci idi. Kapalı kapılar ardında başlayan diyaloglar ve Zaimoğlu’nun Çiller ile görüşmesine kadar uzanan yolu eski hemşehrisi Hasan Ekinci açmıştı.
Zaimoğlu’da DYP’ye adım atıyor
Zaimoğlu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde ANAP milletvekili olarak Tansu-Özer Çiller aleyhine söylediği yenilir ve yutulur cinsten olmayan sözler çoktan unutulmuştu. DYP Genel Başkanı politik yaşamında ağzından düşürmediği sözü bir kez daha Zaimoğlu için uygulamıştı. Çiller, Zaimoğlu içinde bir beyaz sayfa açmıştı artık.
...Ve söylentiler gerçeğe dönüştü. Ergun Özdemir’in bir gün komisyon çalışmalarında olduğu grup toplantısı fırsat görülerek bir süre önce ANAP’tan istifa eden Rasim Zaimoğlu’nun törenle geçişi yapılmıştı. Giresun milletvekilinin yakasına rozet de bizzat DYP Genel Başkanı Tansu Çiller tarafından takılmıştı.
Bu tablo DP, AP misyonundan gelmiş DYP’liler tarafından oldukça değişik yorumlandı ve manidar karşılandı.
“DYP’nin emrindeyim” dedi Çiller’in gözdesi oldu
O günlerde ulusal bir gazetede yayınlanan haber yorumda aynen şu görüşlere yer veriliyordu; “ANAP lideri Mesut Yılmaz’a yakınlığı ile tanınan ve sürpriz bir istifa ile bir ay önce ANAP’tan DYP’ye geçen Giresun Milletvekili Rasim Zaimoğlu, Çiller’in gözdesi oldu. Çiller’lerin bütün proğramına katılan Zaimoğlu’nun, DYP’den İstanbul Milletvekili adayı olarak gösterileceği belirtildi. ANAP’ta yedi yıl çalıştıktan sonra DYP’ye geçişin hiç de kolay olmadığını vurgulayan Zaimoğlu ‘Zor oldu, ama noktayı koydum. Bundan sonra DYP’nin emrindeyim’ dedi.”
DYP 2. kez hallaç pamuğuna dönüyor
Zaimoğlu’nun DYP’ye resmen geçmesinden sonra bu parti bir kez daha Giresun’da hallaç pamuğu gibi olmuştu. Ortalık yine karışmıştı. Parti içinde kalan Ergun Özdemir muhaliflerine gün doğmuştu. Ayrıca bir dönem ateşli ANAP’lı olanlarda şimdi Rasim Zaimoğlu ile beraber ateşli DYP’li olmuşlardı.
O günlerde ANAP kanadı bu geçişten dolayı Zaimoğlu’na ateş püskürüyorlardı. Özellikle parti içinde hakimiyeti tamamen ellerinde bulunduran Kara’lar veryansın ediyorlardı. Ancak aradan 3 yıl geçmeden eleştirdikleri Zaimoğlu gibi Burhan Kara’nın da Mesut Yılmaz ile yollarının ayrılıp kapağı DYP’ye atacaklarını elbette onlarda kestiremiyorlardı. Kestirseler öylesine deformasyon özellikler gösteren açıklamalar da bulunurlar mıydı?..
Derenin tersine akması gibi kabul edilecek Kara’ların DYP’ye geçmesi, o zaman araştırma yapılsa milyonda bir olay gibi görülecekti.
Bu olay “DYP’de 3. kez hallaç pamuğuna dönüyor” başlığı altında ki konumuzu oluşturacak.
Zaimoğlu Giresun’a gelmekten çekinince
Gelişen olaylar günlerce kamuoyunda konuşuldu. Sıra, Ankara ve İstanbul’da ki sırça köşklerde, kapalı kapılar ardında ki anlaşmalarla DYP’ye geçen milletvekilinin Giresun’da partililerle kucaklaşma aşamasına gelmişti.
Zaimoğlu, önce Ankara Trabzon hava hattı ve daha sonra Giresun’a karayolu ile gelmeyi planlamıştı. Bunun için ANAP’tan ekibi ve DYP İl Yönetim kurulunda muhalifi olan yöneticilerle irtibata geçerek program yapmıştı. Hatta gizlice Ankara’ya giden bu ekip toplantılar yaparak Zaimoğlu’nun Giresun’a gelişini yumuşatacaklardı. Olası tepkileri azaltacaklardı.
Nezaket kurallarını uygulamaktan taviz vermeyen, İstanbul beyefendisi olarak tabir edeceğimiz Zaimoğlu bir o kadarda ince eleyip sık dokuyan bir politikacıydı. Bu yönü kamuoyunda gerçekten büyük bir takdir topluyordu. Hırçın politikacıların aksine uzlaşma görüntüsü veren kişiliğiyle her zaman bir adım önde oluyordu.
Zaimoğlu, Ankara’da bulunduğu ve sıkıntıları aşmaya çalıştığı bir gün tek tek il yönetim kurulu üyelerini telefonla arayarak hal hatır sormuş ve hasbıhal ederek direkt ilişkilerini başlatmıştı bile. Aslında iyi de olmuştu bu girişim. Kimi il yöneticilerinin sert tavrı karşısında Zaimoğlu’nun moralini bozulsa, Giresun’a geliş zor da olsa bile hedefe ulaşmak gerekiyor diye düşünüyordu.
Ergun Özdemir’in teşkilatlarda ağırlığını hissettirdiği dönemlerde fesihli, ihraçlı ve istifaları bol günlerinden aşina olduğumuz bir çok isimin de kin ve nefret duygularının tekrar harekete geçtiği günlerde Zaimoğlu’na destek vermeleri işleri daha da kolaylaştırdı. Zira, bir çoğu teşkilatları iyi tanıyan ve bire bir ilişkileri iyi olan isimlerdi.
Artık zaman gelmiş çatmıştı. Karşılama törenleri ile ünlü Giresun Trabzon il sınırında ki ünlü boş alan bir enstantaneye daha şahitlik edecekti. Kimler yoktu ki. En başta Ergun Özdemir muhalifi cemaat tam tekmil hazırdı... Sonra her törende yerini alan ve akşam sabah günleri hengame ile geçen taife... Milletvekilliği sıralamasında kendine yer bulmaya çalışan zevat... Muhtemelen yeniden kurulacak kurullarda kendine de yer açmaya çalışan isimler... Bir dönem Ergun Özdemir ile sırt sırta vermiş olan avam takımı.
...Ve bir de bu ender vakaya şahit olmak isteyen ve görevinin başında olan bizim gazeteci takımı.
Trabzon il sınırında bekleyenler DYP’nin çiçeği burnunda milletvekili Zaimoğlu’nun Mercedes marka otosu Beşikdüzü sırtlarında görülünce vurmaya başlayan davulun ve ötmeye başlayan zurnanın sesi ile irkilerek harekete geçtiler. Herkesi bir telaş almıştı. Araç gelmeden tek sıra hizaya girilmiş metalik siyah renkli otomobilin durması ile kalp ritmi adeta hızlanmıştı. Önce kurbanlar kesildi... Sonra tabii ki öpüşme ve tokalaşmalar. Hal hatır faslından sonra arabalara binilerek konvoy oluşturuldu.
Biri istikameti belirledi. “Arkadaşlar il hedefimiz İl Binası ileri!” Hedef yol üstünde ki ilçe teşkilatları ziyaret edilerek il teşkilat binası idi.
Eynesil’de her şey normal gelişti. Görele ilçe binasına gelen Rasim Zaimoğlu, Ergun Özdemir muhalifi yönetim tarafından başbakan edası ile karşılanmıştı. Milletvekili Zaimoğlu adeta moral depoluyordu. Zira, ileri ki mücadelelerde ihtiyacı olacak gibi görülüyordu.
Tirebolu’da yaşanan şok!
Görele’den sonra hemen bir adım öte de bulunan Tirebolu ziyaret edilecekti. Zaimoğlu’nun kendi memleketi olması açısından Tirebolu ziyareti büyük önem taşıyordu. Atalarının Artvin’den gelip yerleştiği bu şirin ilçe uzun bir süreden beri yurttu artık.
Sahil yolu üzerinde bulunan DYP Tirebolu ilçe teşkilatı program dahilindeydi. Konvoy parti binası önüne geldiğinde ne ilçe başkanı Şakir Olgun, ne de herhangi bir yönetici bulunuyordu. Önceden gerek şifai gerekse faks yoluyla ziyaret edileceği bildirilmişti. Telefon trafiğinin yoğunlaştığı esnada biri ilçe başkanının hemen yan tarafta bulunan işyerinde kayıtsız şekilde çalışmakta olduğu söylendi. İlçe merkezi ile ilçe başkanının işyeri kapıları arasında ki mesafe ancak 4 metre kadardı.
İlçe başkanının işyerinin penceresinden dışarıyı gözleyen personel olan biteni naklen Şakir Olgun’a aktarıyorlardı. Sabırlar taşmıştı. Zaimoğlu adeta soğuk duş almıştı. Ne yapacağını bilemiyordu. Taa ki işyerinden biri dışarı çıkıp, fındık ihracatı ile uğraşan Olgun’un “şu an da çok yoğun” olduğunu bildirmesine kadar.
Giresun’da şok üstüne şok!
Tirebolu’dan sonra Espiye’de benzeri durumla karşılaşılmasına rağmen bu defa pek üzerinde durulmadı ve ısrarcı olunmadı. Keşap’ta bir nebze olsun moraller yerine geldi.
Giresun İl Teşkilat binasında da bu arada in cin top oynuyordu. Sadece o gün nöbetçi olan Mahalli İdarelerden sorumlu İl Başkan Yardımcısı Rıfat Gürel bulunuyordu.
Araç konvoyu Keşap’tan hareket edip Alpaslan Caddesi üzerinde bulunan teşkilat binası önüne geldiğinde tüm medya Zaimoğlu’nun partiye gelişi ve nasıl karşılanacağını görüntülemeye çalışıyordu. Çünkü günlerce Giresun kamuoyunda değişik senaryolar konuşulmuş, muhtelif yorumlar yapılmıştı.
İkindi üzeriydi. DYP’nin yeni milletvekilinin heyecanı her halinden belli oluyordu. Merdivenler ağır ağır çıkıldı. 4. katta bulunan dairenin kapısına gelindiğinde herkes 2. şoku yaşamıştı. Beklenen gerçekleşmişti. Kapı kapalıydı. Bir rivayete göre gelen giden olmadığını gören ve ”bu saatten sonra da kimse gelmez” diyen Rıfat Gürel sanayi sitesinde ki motor tamir atölyesine dönmüştü. Kapı önce parmakların dışı ile tıklandı birkaç defa. Ses seda gelmiyordu. Yine bir başka rivayete göre sekreterin o gün izin günüydü. Çaycının ise aile fertlerinden biri hastalandığından izin verilmişti.
Bu defa kapı yumruklandı ve beklendi. Yine tık yok tu. Mahalli televizyonların acar muhabirleri ve kameramanları olayları tüm ayrıntıları ile kaydediyorlardı. Kapının kolu zorlandı. Belli ki kilitliydi. Kalabalıktan biri, “Bu partinin sekreteri çaycısı da mı yok yahu?!” diye söylendi.
Her şey nafile idi anlaşılan. En sonunda Zaimoğlu kapıya, arkasını yazdığı kartvizitini bırakarak oradan uzaklaştı.
Bu enstantaneler günlerce mahalli televizyonlardan gösterilmişti. Memleketin tüm meseleleri kısa süreli rafa kaldırılmış, günlerce Zaimoğlu’nun Giresun gelişi konuşulmuştu.
Zaimoğlu günlerce sonra parti binasında
Bu arada, yaklaşık 1 ay sonra Ezgi Düğün salonunda yapılan İl istişare kurulu toplantısında taraflar ilk kez bir araya gelmişlerdi. Gergin bir ortam mevcuttu. Tarafsız partililerin girişimleri ile atmosfer yumuşatılmıştı. Herkes bir birinin açığını kolluyordu.
“Zaman her şeye ilaçtır” diyen ve uzun süre DYP il binasına girmeyen Zaimoğlu, taa ki İl Yönetim kurulu başta olmak üzere bazı ilçe teşkilatlarının kendi etkisi ile fesh edilip yerine yenileri kurulana kadar bu girişimini erteledi.
Zaimoğlu’nun istifa girişimi
Artık ülke genel seçim havasına girmişti. İlk kez milletvekili ile mahalli seçimler bir arada yapılacaktı. Seçim takvimi de belirlenmişti.
Günler sonra 18 Nisan’da yapılacak seçimlerde aday olacakların listesini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim eden partilerde, tam manasıyla ‘siyasi deprem’ yaşanıyordu. Çok sayıda milletvekilinin liste dışı kalması, siyaset sahnesinde tozu dumana katarken, liste savaşından en fazla etkilenen parti ise DYP oldu.
Bu hareketlilik esnasında yaşanan sarsıntıda ilk istifa birkaç gün önce adaylık başvurusunu geri alan ve ANAP’tan liste başı olarak seçime katılacağı belirtilen Turhan Tayan’dan geldi. İkinci olarak seçim bölgesinde alt sıralara kaydırılacağını öğrenen Bayar Öktem’de istifasını açıkladı. Önseçimden birinci çıkan Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın ikinci sıraya kaydırılarak, birinci sıraya Ayvaz Gökdemir’in getirilmesi üzerine bu iki vekilinde istifa ettikleri öğrenildi.
DYP Genel İdare Kurulunda Tansu Çiller’in teklifi ile 30 ilde önseçim yapılmaması kararlaştırılmıştı. Bunlardan biri de Giresun’du. Ön seçim ihtimallerine karşı delege yapısı Ergun Özdemir tarafından kendine yakın isimlerden oluşturulmuştu. Buna rağmen GİK üyesi olan Özdemir buna tavır almadan yetkiyi genel başkanlarına bırakmıştı.
Listeler Tansu Çiller tarafından belirlendiğinde Giresun’da 1. sırada Ergun Özdemir, 2. sırada ise Rasim Zaimoğlu bulunuyordu. İşte o an da kızılca kıyamet koptu adeta. Liste de durumunu öğrenen Zaimoğlu, vakit geçirmeden istifa ederek bağımsız aday olarak seçimlere katılacağını bildirmişti.
Zaimoğlu 2. kez aday oluyor
Aday adaylığı başvurusunu geri alan ve istifa dilekçesini sunan Zaimoğlu, akşam saatlerinde tekrar genel merkeze giderek aday adaylığı başvuru dosyasını yeniden ilgililere verdi. Hazırlanan liste taslaklarında Giresun 2. sırada yer alması nedeniyle partiden gelip dosyasını alan ancak, son an da birinci sıraya getirilen Giresun Milletvekili Rasim Zaimoğlu da, “Giresun’da ANAP yüzde 39 oy almıştı. Bu oyların yüzde 20’si Rasim Zaimoğlu damgalıdır. Giresun’da ki gücümü görecekler” diye konuştu.
Bu arada, DYP’den Giresun Milletvekili aday adayı olan Mehmet Tasmacıoğlu da Afyon’da geçirdiği trafik kazasında öldü.
Listeler açıklandığında Ergun Özdemir Genel Başkanları Tansu Çiller’in ricası ile kendi bölgesinden yani İstanbul 3. bölge 4. sıradan adaydı artık. Rasim Zaimoğlu ise Giresun’da liste başına konularak amacına ulaşmıştı.
O günlerde Akşam Gazetesi yazarı Rasim Öztekin’in köşesinde yazdığı makale oldukça manidardı... Öztekin, “DYP Giresun Milletvekili Ergun Özdemir, Tansu Çiller’e yakın bir isimdi. Mal varlığını Araştırma Komisyonu’nda görev yaptı. Liderini bütün gücüyle savundu.
Üstelik, teşkilatla arası iyiydi.
Giresun’a da çok büyük hizmetleri bulunmuştu.
Çiller, Özdemir’i Giresun’dan aday yapmadı. İstanbul 3. bölgeye kaydırdı. Riskli bir yer olan dördüncü sıraya koydu. Ateşin içine attı.
Özdemir’in yerine Giresun’dan kim aday yapıldı dersiniz?
DYP’ye ANAP’tan geçen ve Çiller hakkında verilen soruşturma önergesinin altında imzası bulunan Rasim Zaimoğlu” diyordu.
Zaimoğlu in, Özdemir out..
Tarih 18 Nisan 1999 gününe gelip çattığında artık tüm gözler sonuçları bekliyordu. Ergun Özdemir, Florya’da bir otelde karargah kurmuş ve 3,5 ay ekibi ile bilfiil çalışmıştı. İstanbul’da ki Giresunlu’lar tek tek tespit edilmiş, her aileye Giresun’da yaptığı hizmetleri içeren kitapçık postalanmış ve oylarına talip olmuştu. Giresunlu’ların en fazla yoğun olduğu 3. bölgede başta Giresun olmak üzere ne kadar Karadeniz Dernek ve vakfı olmak üzere ziyaret edilmiş, toplantılar tertiplenmişti.
Ergun Özdemir’in teşkilatçılığına güvenen Çiller aynı zamanda kendi seçim bölgesi de olan 4. bölgenin koordinesini ona emanet etmişti. Çiller’in gözü arkada kalmayacaktı. Öylede oldu. Özdemir, bekleneninde ötesinde bir performans göstermekten de geri kalmadı.
19 Nisan’ın ilk saatlerinde seçim sonuçları gayri resmi olarak ilan edildiğinde Özdemir meclis dışında, Zaimoğlu ise tekrar içinde kalmıştı. Tansu Çiller ise CHP’nin barajı aşamaması ve Ergun Özdemir’in gayretlerinin neticesinde 3. bölgenin DYP’den seçilmiş tek milletvekili olarak kendini kurtarıyordu.
Artık bir dönem bitmiş, yeni bir tarih sayfası yazılıyordu.