Giresun Limanı, üzerinde oldukça spekülasyon yapılan bir konu. Afete uğradığı 19 Şubat 1999 tarihinden beri bir politikacımızın dillendirdiği üzere ruhsal yapımıza olumsuz yönde etki eden bir husus.
Memleketimizin mevcut onca sorunu arasında her gün göz göze geldiğimiz... Sahilinden geçerken yıkık dökük hali ile bizlere derin bir iç çektiren... Nostaljik anılarımızın hatırasına yine de umutla baktığımız dostumuz gibidir o.
Liman; her ne kadar doğa ve bilimsel verilerin zıddına bir bölge üzerine inşa edilmesi... Kaderi güzelim o kalenin denizle tatlı bir seremoni yaparak kucaklaştığı doğa harikasının hunharca tahribe uğramasının üzerine bina edilse bile, halkımızın özgürce cirit attığı bir mekan idi.
Ekonomik olarak da güzel memleketimin yükünü omuzlayan bir konumda bulunuyordu.
Yapıldı yapılacak, ihale edildi edilecek derken artık geriye sayım başladı diyebiliriz.
Bu noktada Çakıroğlu firmasının halen dahi ticari amacını ön plana çıkararak kaçamak yaptığını müşahede etmekteyiz. Zira, özelleştirme ihalesi şartnamesine göre hasar gören limanın tadilatının % 50’sini bu firma ödeyecektir. Her halükarda önemli bir meblağ tutması doğal olarak ticari amaç gözeten bir şirketi kendi açısından hesap kitap yapmaya sevk edebilir. Hatta işin uzaması münasebetiyle sorumluluktan kısa bir süre de olsa uzaklaşması maddi açıdan fayda sağlayacaktır. Hatta tadilatın yeniden liman yapımı gibi afaki düşüncelere kaydırılması gibi bir husus öne çıkarılarak sorumluluktan kaçmaya çalışmak sadece meselenin birkaç ay daha uzamasından ileri gitmeyecektir.
Şunun kesin olduğu unutulmamalıdır... Bu liman öyle yada böyle yapılacaktır. Hasar gören uzun mendirek tamir edilerek eski konumuna kavuşturulacaktır.
Bundan ayak oyunları ile kaçmak belki Çakıroğlu firmasına fayda getirir ancak, karşı tarafta Giresunlu olduğu unutulmamalıdır.
Bürokrasinin ve devletin ağır ilerleyen çarklarının arasından kurtarılmaya çalışılan limanımızın tekrar eski ihtişamlı günlerine döneceği günleri iple çekiyoruz adeta.